GOOD BYE BLUE SKY


Gazetecilik lisansımın bitirme projesi için tasarlamış olduğum müzik dergisi Akustik’in Editörden adlı bölümündeki bu yazıyı sizinle paylaşmak istedim. Sonbahara doğru dergiyi internet üzerinden ya da basılı olarak okuyabileceksiniz. Şimdiden heyecanlıyım!

Bir yaz akşamı alış- veriş merkezinde yemek yedikten sonra önde giden annemizle babamızı takip ediyorduk ablamla. Babam bir anda teknoloji marketine doğru yöneldiğinde kendi için bir şey bakacağını düşünmüştüm. Ama adımları Mp3 çalarların durduğu bölüme gittiğinde kalbimdeki kuş hızla kanat çırpmaya başlamıştı ve anlamıştım bana yaptığı süprizi. Kasada bir sürü kağıt imzalaması mp3 çaları seçmemizden daha berrak hatıralarımda. Poşeti alıp küçük ellerime verdiği zaman benim olduğuna inanamadığım, mutluluktan geceleri dinlerken uyumak bilmediğim, sabahları henüz yataktan kalmadan dinlemeye başladığım o siyah, uçak gibi Mp3 çalar. Kendi varlığımı bildiğim günden yana babamın yarattığı ses dolu, görüntü dolu evren bir anda farklı bir anlam kazanmıştı. Dokunduklarım, hissettiklerim, karşılaştıklarım artık sadece benimdi. Yaprakların kıvrımlarındaki güneş, sabaha karşı kuşlarının dünyayı anlatan sözleri, yaz aylarında karanlık çöktüğü anda komşunun pis havuzundan gelen vıraklamaları kalbimde hissederken yazdıklarım- yaşadıklarım, kulağıma doldurduğum notalara akmaktaydı şimdi. Kendi dünyamla birleştirdiğim onlarca duygu benim gerçekliğim oluyordu ben fark etmeden. Bir koku gibidir, dinlediğiniz müzik…Yıllar geçse de o eşsiz tınıyı nerede duysanız o ana gidersiniz, o an oluverirsiniz – yıkılır çevrenizde esen şehir, insanlar, karmaşık düşünceler. Pink Floyd’un Good Bye Blue Skye adlı şarkısını ne zaman dinlesem, ranzanın üst katında tavana asılı parlak yıldızları izlediğim güne geri dönerim. Hayatımda hiç tanışmadığım bir duyguyla karşılaştığım o gece, benim dışımda akan o kocaman dünyanın ağırlığını hissetmiştim ufak kalbimde. The Thin Ice’ da olduğu gibi maviye hoşçakal dediğim ilk andı belki yıldızlara baktığım gece. Sözlerin anlamlarını bilmesem de Waters’ın kelimelere yaptığı vurgu ve müziğin söz olmasa dahi yaratabileceği o vurucu etki ile hissetmiştim, hayat veren suyun bir gün form değiştirerek can alabileceğini. Annesinin koruyuculuğuna, mavi gökyüzüne hoşçakal diyerek veda eden Pink gibi, ben de babamın yaratmamı sağladığı kendi dünyam ile veda etmiştim belki de ailemin koruyuculuğuna ve masumiyete.
Good Bye Blue Sky, “Yeni cesur dünyanın vaatleri yelken açmışken, hiç merak ettiniz mi…neden koşturuyoruz sığınaklara,berrak mavi göğün altında!” sözleriyle Aldous Huxley’in Cesur Yeni Dünya’sına bir selam gönderir. Huxley’in distopyasına benzer dünyamızda zamanın hızlı akışı içerisinde bizi mutlu ettiğini düşündüğünümüz nesnelere bağımlı halde varlığımızı “biz” kalmayana dek sürdürürüz. İnandığımız,yaşadığımız, bağlandığımız, bağlanmadığımız, hissetiğimiz, yazdığımız, söylediğimiz herşey yüzeysellik nehrinde akıp gider ve boğulduğumuzu hissetmeden ıskalarız yıldızlardaki gizil anlamı. Yeni cesur dünyanın vaatleri yelken açmışken kim olduğunu hatırlamak isteyenler koştururlar sığınaklara. Şüphesiz ki bir çok ruh için bu sığınak bir kitabın sayfaları, bir müziğin sözlerindeki ve müziğindeki derin mana ya da yalnızca dışarıdan baktığı hayatın ta kendisi!
İşte Akustik bu ilk sayısında kaçılacak bir sığınağı yuva haline getiriyor. Nehir diplerinde gezen lagosları, okyanusun derinliklerindeki gerçekliği ve maviyi bulmak için çağırıyor. Herşeyin gelip geçici ve hızlı olduğu bu dünyada durup kulağımıza fısıldayanın ne olduğunu anlamak için kendi hızımızı yavaşlatmaktır belki de gerekli olan. Akustik ekibi olarak her sayıda duyduyklarımızın anlamını sorgulamak için sanatın farklı alanlarından beslenerek çıplak ellerimizle kazacağız önümüzdeki toprağı. Müzik üreticilerinin gösterdiği cesaret gibi bizde onları anlamaya çalışırken çırılçıplak kalacak ve bazen topraktan çıkan bir parça dalın elmizi kanatmasına izin vereceğiz.
Müziğin içerisindeki mercanları görebilmemi sağladığı için, oluşturmuş olduğum lagoslar dünyası’nın ( akustik ) kaynağı canım babam Gülhan Eraydın’a sonsuz teşekkürlerimle.
Üzerimizde ki güneşin kızıllığı hiç bir zaman yok olmasın kaptan!

Reklamlar

One Comment Kendi yorumunu ekle

  1. Nerma dedi ki:

    O kadar güzel bir site ki gerçekten çok beğendim umarım hep böyle güzel işler yaparsın ki buna gönülden inanıyorum. 🙏🙏🙏

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s