NEHİR DİBİNDE GEZEN LAGOS

BİR AKŞAM ÜZERİ GİBİ RUHUM. Ama sokağı denize açılan balkonda ayaklarımı ve kollarımı güneşe doğru uzatıp kitap okuduğum bir akşam üzeri değil; o balkona hiç çıkamadığım, güneşin kıvrımlarını göremediğim, perdelerin ardından kendime ve hayata bakmaya korktuğum, kasvetli, durgun, yaprağın bile kıpırdamaya mecalinin olmadığı bir akşam üzeri. Ne tuhaf degil mi? Akşamüzeri gibi diyorum ama peşine…

KARMAŞANIN İÇİNDE

Rüzgarın hissettirdiklerini unutmamak için her gün farklı bir yoldan giderim varılacak yere. Her bir günün yeni olduğunu hissederim tüm benliğimde. Bir su birikintisinde görebilmişsem bulutların arasında kaybolup giden dalları, şanslı hissederim kendimi. Bir karganın gözlerine bakabilmişsem, sabahı paylaşmış… Mevsimlerin geçişini pencereden izlerken zamanın gerçekliği sarar etrafımı. Martıların sesini duyarım yaprakların ardından. Bir tramvay kayıp gider…

RENKLER

Gözünü kapadığında oluşan renkli izlerim ben Karanlığın içinde süzülen mürekkep! Hızla şekil değiştiren Tutamazsın beni Ben tutamam göz kapaklarını Ah o ıslak göz kapakların Yorgun, üzgün, kırılmış… Sen bir insana Ben insanlığa Özlemişim, diyorum bir yabancıya Sarılıyorum, sıvazlıyorum sırtını Aslında özlemedim Aslında nereden çıktı bu karşılaşma dedim Yalancıyım Biliyorsun!

GÖKYÜZÜNDE SON DANS

karanlık… titreşti ışıklar bir yaprak daha düştü kimse bilmedi derin bir boşluk… saatler akıyor günler geçiyor ama duruyor içimdeki kaskatı gün geçtikçe yer ediyor nefes almakta güçlük çekiyorum zaman geldi diyor ama gitme! dokunamıyorum, konuşamıyorum çınarlar cadde boyu, görkemle hışırdıyorlar sadece o gündeyim onun gittiği gün. soğuk göz yaşım eriyor yanağımdan boynuma doğru bir yol…

SİYAH

Dünyanın ağırlığından uzaklaşıp bulutlarda yüzüyorum. Soğuk bir kış. Siyah paltoma sarınmış yürüyorum ıslak taşların üzerinde. Sarı lamba aydınlatmaya başlıyor onları. Başka bir zaman ve başka bir yer oluyor sana geldiğim yol. Minik yuvarlak bir vazo var masanın üzerinde. Küçük bir mum aydınlatıyor içindeki suyu. Seni bekliyorum mum ışığı yüzüme vururken. Bir kar tanesi düşüyor sarı…

SOĞUK

Sonra yeter dedi, ruhumun röntgenini çekmekten vazgeç! Bir rüzgar esti, balkondaki zil titreşti aramıza bir iki üç… (sayamadım)  katman girdi. Anathema dinlerken sarılıp uyuduğumuz günden çok uzaktaydık artık. Bir yudum daha aldı kahvesinden. Sokak lambası aydınlatırken yüzünü yanağındaki çukurda kayboldum. Işıklar içinde yüzdüm kıyı boyunca. Martılar geçti sonbahar ülkesinden. Gözlerimin içine baktı, çöz artık ayaklarındaki…