YAZI İLE OLAN İLİŞKİM


İlkokul yıllarında arkadaşlarımdan uzaklaşmam ile birlikte kendimle ve hayatla olan ilişkimi anlatmak için kelimelerimin kağıtta bıraktığı izi seyretmeye başladım. Lise döneminde yazdıklarımın gizlenmesi gereken şeyler olduğuna dair tuhaf inancım, yazı ile aramdaki ilişkiye çelme taktı ve uzun süre aşılamayacağını düşündüğüm bir boşluk oluştu yazı ile aramda. Boşluk zaman geçtikçe büyürken kelimelerim soğudu, kristalleşti, can yakar bir hale geldi. Kalbimin sıcaklığı, kristalleri eritmeye yetmedi. Kalemi her elime almak isteyişimde ki endişe beni bulunduğum derinliğin diplerine doğru itti. İçimdeki rüzgarı anlatamazsam nasıl katlanacaktım bu sessizliğe? Beşiktaşta bir sahafta rastladığım kelimeler rüzgarımı anlatmam için beni ikna ederken, Birgül Oğuz kelimelerimdeki kristalleri eritti. Rastladığım kelimelerin sahibi Levent Şentürk şöyle diyordu;
“Bir gün beni anlayan biri çıkacak mı acaba, diye mırıldandı. Sonra cevabı beklemeden kendi verdi: Hayır, sanmıyorum. Bunu der demez yatağa attı kendini, somurtup durdu , kumsaldaki küçük kum tanesi. Benzerlerinin sayısı hayal gücünün alamayacağı kadar çoktu.”
Bu şiirle birlikte kalbimi bulunduğu bulanık suyun içinden çıkarttım. Şimdi üzerindeki yaprakları temizliyorum tedirgin bir istekle. Belki diğer kum tanelerinin varlığı, varlığımla buluşacaktır bu sayıklamalar sayesinde. Diğer kum taneleri rüzgarıma karışmasa bile ,rüzgarımın başka ruhlara değmesi ihtimali bile güzel bir duygu gibi görünüyor.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s